DR. MASAKI KAKU

Târihî Hakikatler II

Şub
26

Çin târihinden, çok zaman önce sırasıyla bahsetmiştim. Fakat, en teferruatıyla söz etmemiştim. Xia (Şia), ile başlayarak, yazdığım makalede, zannoldu ki, Çin târihi yalnızca 4000 yıllık idir. Hattâ birçok Çinli târihçi de bu husûsu tasvip ederek, yüzyıllardır târihî kitaplarında bunu geçmişlerdir. Aslında bakılır ise, 2007-2009 yıllarında herkesin kaynak aldığı “WIKIPEDIA” platformunda, Çin târinin 4000 yıllık bir târihe sığdığından zannedildi. Oradaki yetkimi kullanarak uzun seneler 5000 sene olduğunu sürdürerek yalnızca rakam ile değiştirmiştim. Şöyle, Çin’in yazılı kaynakları dört bin yıldır. Evet, bu doğru. Fakat daha öncesini kimseler bilmiyor. M. Ö. 2500 civarlarına istinâd eden Xia (Şia) devrinin de hakîkaten tam manasıyla arkeojik verileri pek yok. O hâlde, neden 5000 yıl? Zîra bugünkü Han bölgesi, ayni Avrupa düzeni gibi düşünün, beş bin yıl önce iptidâî bir düzen ve sistemde değillerdi, diye düşünüyorum. Orada mutlaka bir hareketlilik ve faaliyet vardı. Üstelik antik Çince’de, şâyet okunur ise, Hanca’dan önce yine gayet sistemli bir şekilde Çince karakterler vâr olmuş. Bunun üzerine sürekli olarak kuzey bölgelere göç eden topluluklar var. Orada henüz Moğollar yok idi. Bu süreklilik arz eden göç, orada, sonradan yepyeni bir ırk yaratmış. Bu faaliyetler, demek oluyor ki, Çin aslında Mısırdan da çok eski bir medeniyet. Bu göç dalgasını durdurmak isteyen, daha yakın târihlere dayanan kaynaklara göre, birçok gelip, geçen krallar Çin Duvarı inşasına başlamış ki, duvar hep hep ayrık ayrık hâlde iken, henüz ne Hun veyâ Türk, Moğol varmış. Huang Di’nin birleşimi sonrası, orası Çin duvarı adını alıp, daha sonra bir tamamen terkib meydana gelmiş. Bugün Türkiye târihi kitapları ve insanlarında bir telkin var. (Türklerden korkulduğu için) İşte, bu en yanlış tesbit veya karalamalardan biridir. Tabiî olarak göç yine de devamlı olarak sürmüş. Cao devrinde, buna İngilizce’de “Zhao” derler. Kuzeye en büyük göç zamânı deyilebilinir. Eski Joseon, Şia zamânına bakıldığında, orada da bir bütünleşme devresi mevcûttur. Yâni her durumda müşterek bir ırk, sonradan ayrılaşmış dil görüyoruz.

Hunları teşekkül eden “uls” Moğollardır. 20. yüzyıldan beri Türkiye’de anlatılan, Türk târihi başka bir siyâsî gaaye idir. Tiy Kuyları’da Gök Türk adıyla yâd edemezsiniz. Zîrâ o kavmin içinde hiçbir bugünkü Türk yoktur. Meselâ bir romanda Kür Şad var ise, Çin kaynaklarında o icraat olmamıştır. Târihçi Ahmet Taşagıl 2010’da Tayvan eğitiminde bundan bahsetmişti. Kür Şad adı, ne kadar millî ve siyâsî gurur kaynağı olmuştu? Cevap verebilecek üstad kalmış ise aşağı yorum kısmına yazsın.

Ziyâ Gökalp’den önce insanlarda hiçbir bozkurt sembolü merâkı olmamıştı. Zîra bunun mâlûmatı yoktu. Yusuf Akçura Turancı veya Türkçü değil, o sıralarda yalnız milliyetçilik zaruretini devletten talep eden kişi idi. Çünkü Osmanlı devletinin milliyetçilik kavramını ortaya atması mecburiyet olmuştu. Bu iki uzantı ile, neler neler yazıldı. Moğollar Türk oldu, Turancı kardeşler oldu. Herkes âniden Türk oldu veya kötülenip, Türklükten atıldı. Türkiye’nin adından başka Türkiye’de Türk yoktur ki bunu artık herkes kabul etmeli. Zîra çehre, direkt “yüz”, elmacık kemikleri, bıyık, sakal tarzlar dahî birbirlerine uymuyor. Çin kaynaklarına gelince, Türk târini yeniden çizen, yazan, yeniden hayat verenler, Çin kaynaklarında göreceksiniz ki hiçbir sahihlik noktaları yok. Geçen senelerde, Ruslar yâni 2007’de Mongol adlı bir film yaptı. Yönetmenin bütçesi yirmi milyon dolar idi. Bu kısık bütçe ile, olağanüstü sahneler meydana getirtti. Sonra çıkıp da, o filmden “40 çerili Kür Şad” palavralı temayı bâri çalmayınız.

KURT

0 Paylaşımlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir