DR. MASAKI KAKU

Ahlakın Esasları

Kas
05

Ahlak her kişide var oldukça, edebi nizam ve inzibat toplumlarda daima yer edecektir. Ahlak kavramı evvela dinlerde mevcudiyet etmiş, uzak doğu coğrafyasında ise felsefe ile cereyan bulmuştur. Konfüçyüs, toplumun müdafi idi. Toplumsal düzen hitabında, mütemadiyen ahlaki yapı ve edebi esaslar terennüm etmiştir. Ahlak, yalnızca terbiye manasına gelmez. Aynı zamanda ahlak, düşünce hususundaki yön ve cihettir. Çok kapsamlı bir kelime olan, ahlak, doğru bir tertipleme ile bütün milletin asaletini ortaya koyar. Fakat ahlak manasının değiştiği yerler çoktur. Japonya’da ahlak, cinsi ilişkilere tabi değildir. Çin’de ahlak, dört esas din kadar sıkıdır. Avrupadaki yüce ve mükemmel inşa edilmiş ahlak, son asırda sönmüştür. Birleşik Devletlerde ahlak ise ilmi sınıf cemiyetlerde mevcuttur. Hindistan’ın ahlakı, budizmin meri durumu olsa da, başta Tibet’e veya Çin’e benzemez. Çin budizmi, tarihi analiz icap ederse Hintlerden çok ayrılmıştır. Hıristiyanlarda ahlak, acizleşmekte olup, bundan saadet eden kimseleri sevmez. Yüce karakter ve ruhu savunur ve bununla iftihar eder. İslamiyette ise ahlak, büyük ümmet fikridir. Musevilerde ahlak, insanın ruhsal evrimidir. Hep ruh ve ruhsaldır ki, insan varlığını insanüstü yapmak adına ahlak etmektedir. Bütün bu ahlak seyri, şuna işaret etmektedir. Ahlak, yalnızca dinlerin izahati olamaz. İnsanların, ne renk gördüğü, ne ile meşgul olup, ne arz ettiği hep zaman ahlaktır. Bu itibar ile bilim, çeşitli dillerin tercüme kurbanı olduğu için ahlakı eleştirdiği zannolunur. Aslında bilim camiası, ahlak kelimesini İngilizce olarak “din” ile muadil addetmektedir. Bu itibarla, bilim yüksek bir bütün camiasıdır ki, çok kapsamlı kelime olan ahlaktan yüzyıllar sonra dahi kopmayacaktır.

KURT

Öğrencilerden Gelen Sorular

Eki
08

Sual 1Okul varken, nasıl ve ne kadar özgür olabiliriz?

Okul, yaşı ile îtibar eden her kişide mecburiyet arz etmesinden ötürü, doğabilecek hürriyet sınırlaması esasında birtakım öğrencilerde mahkûmiyet veya bilakis itina, mümkün hassasiyet hissettirmektedir. Okulda verilen ilmi, öğrenmek îcab ettiğinden dolayı kişide var olan gelişim ve ilerleme konusu insanların özgür veya hürriyetsizliği manasını taşımaz. Felsefi olarak zorunluluk, itici ve kâh kaçılası, uğraş ile sonlandırılması lazımgelen mevzulara girebilir. Fakat okulu terk etmek, kişiye ayrıca ve külli bir hürriyet sunmuyor. Felsefî olarak her şey meşgale etmek olduğundan, kişinin maneviyatına isabet eden fakat onun hürriyetinde istifade eden zamanları yaşatan yerler ayni “okul” mekânı gibi görünmektedir. İş ve mesai gibi mecburiyetler, yoğunluk zarureti olan konular, zahmet isteyen meseleler ve inşalar hiçbir zaman bitmeyecektir. Okulda, aynı zaman sınırlamasını yaşayan öğretmenler için mahkûmiyet hissi nîçin yoktur? Zîra öğretmenler için yüksek ve aşırı mâneviyat söz konusudur ki, öğrenciler psikolojik olarak öğretmenleri tam manasile yakalayamıyor. Bu sorunun cevabı psikoloji ilmidir. Öğrencinin o gün, saat ve dakikada ne tür bir ruh hali vardır, ne dinliyor veya dinlediği bağlamında ne hakkında idrakini kullanıyordur. Okul varken kişi özgürdür. Zîra, sahici elem ve işkence çekmiyordur. Hattâ hudutlu bir mahalle yıllarca tutulmuyordur. Okul dâhilinde ne kadar hür olabiliriz? Çeşitli derslerde, idrak ve basiret kabiliyetlerinizi mutlaka daha önce yoklayınız. Daha önce mutlaka konuların altyapı çalışmalarında bulununuz. Öncelikle lisân olan beceriye hakim olduktan sonra, anlamayı kolaylaştıran bu en mühim konuda çalışmalar yapınız. Şayet okulda yorumlamak, sormak ve herkesin dilinde tartışma yaratan konuların içindeyseniz, siz, tamamen hürsünüz demektir.

Sual 2Uzaylılar neden insana benzer şekilde anlatılıyor?

Ne tür zekâ esasında mükemmel olsak da olalım kâinat unsurları haricinde bir şey düşünemiyoruz. Bu itibarla insan, kendinden farklı zekâ-üstü varlıkları, kendi uzuvları tahayyülünden başka düşünemeyip, kendisi gibi tasavvur etmektedir. Aslında, uzaylıların insanın en mühim uzvu olarak beynini herhangi bir âlet olmaksızın direkt kontrolü mümkün olabilir. Bu durumda insan ve uzaylılar yaşatıcı beyinsel aksiyon ve faktörler olarak âdetâ ayrılmaktadır demektir. İnsanın göz olarak, görüp göremeyeceği varlık sınıfında da ikiye ayrılıyor olabiliriz. İnsana ait fizik kânunu, ne yazık ki uzaylıların için şâyet geçerli olmaz ise, insan zekâsı uzaylıları ne kadar uğraşmış olsa da tanıyamayacak ve yorumlayamayacaktır.

KURT

Psikolojik Sorunlar

Eyl
18

Psikoloji adını, kişide farklı farklı yaşanan ruh hallerinden alır. Çeşitli hâdiseler, vak’alar, hayat vaziyetleri kişide psikolojik değişimler yaratmaktadır. Olumsuz fikir ve düşünce durumları, psikolojik meseleler doğurduğu gibi, olumlu mütalaa şartlarında fert için mânevi bir haz getirir. Psikolojide insan kapasitesi de olabileceği için, bu yük aşıldığı takdirde, âni ruhsal koşulları bulunan insanda sorunların başlamasına yol açar. Ruh halleri, müzikte, seyahatte, yaşayışta ve dahil olunan olaylarda tesir alır. Daha sonra olumlu veya olumsuz netîceler verir. En başta muhtaç olunan unsur ruhsal sağlıktır. Şâyet müşahhas türlü öğelerden mahrum yaşayışta bulunan kişi menfi davranış ve hareket şekilleri gösteriyor ise, yapacağı veya yapabileceği hiçbir şey müspet mevkie rastlamaz. Psikoloji, insanda aynı zaman hayatî felsefe, kâh ise her an düşünce, içsel vesvese zorunluluğu ile hastalıklara mâruz kalabilmektedir. Bütün bunlardan ötürü, insan, şâyet bulunduğu vaziyette dar kalmış ise, çeşitli yerlere mutlaka müracaat etmelidir. Çeşitli edebiyat türleri ve edebî nitelik taşıyan kitap, mecmua, yazıların kişide yaşattığı tesir psikolojik olarak olumsuzdur. Bu edebî türü taklit eden kişiler, genel olarak sorunlarını dışarı daha çok aksettirirler. Method ve başlık taşımayan felsefi cereyan veya düşünce durumları kişide olağanüstü psikolojik sarsıntı yaşamaktadır. Bu bakımdan bilim, felsefe, edebiyat, tarih gibi mühim dallarda şahıs, okuyup okumayacağı dili dikkat ile tercih etmelidir. Sürekli olarak kaale alınmayacak, kimseler için mühim, esaslı tarifi olmayan şiddetli derunî vesvesesini dışsal pozisyonda kötü eda ve davranış ile sergilediğinde kişi maalesef hastalanmıştır. Psikolojik olarak hasta kişi ya tedâvi ile ya da hafif geçirdiği buhranı zaman ile iyileşmektedir. Bir alt sınıf hastalar, yaşadıkları hâdiselerin verdiği olumsuz örnekler ile bulunduğu etkiden dolayı, şiddetli ruhsal girdap içindedirler. Bâzıları ise doğuştan, bâzıları ise birtakım sorumsuzlar ve yarattıkları bayağı karakterlerden, hatta hayat terakkisinden de yoksundurlar.

KURT

Hayati Esaslar

Nis
27

Mevcudiyet, insanın hayat alanında var olma kaideleri ve en yüksek yaradılış esaslarına malik olmak zarureti ile yaşamasıdır. Hayatta oldukça ilerlemesi söz konusu olmayan insanlar, hayvanî şartlarla yaşar, ölürler. Yaşamak, mevzubahs ne olursa olsun ilerlemek, bütün müşkülatlara rağmen devam etme ve gelişmektir. Söz konusu falan için yaşarız, fakat hakîkatte bütün safhaları geride bırakmak için devam ederiz. İnsan niçin hayattadır? Onu hayata iltihak eden mecburiyet, yücelmek ve bütün ile mizaç, ruh olarak kutsal evreye itibar etmesidir. Daha sonra, hayatın her çeşit ciddiyetini yaşatma mecburiyetinde olan insan, diğer hayatı yaşayanlara ve dünya âlemine kattıkları ile iftihar edilecektir.

Öğrenim, şayet kişide maneviyata istinat eden bir cereyan olursa, başarı ile tamamlanabilir. Bir şeyde moral sağlayıcı esaslar var oldukça, öğrenim de bu mertebede muvaffak noktalar arz etmektedir. Şahıs, şayet ilgi, alaka ve itibarı olmayan bir malumat çöplüğüne düşer ise, öğrenimi bu merhalede anlayacak ve daha sonra bu mesleği yanılgı ile derhal bırakacaktır.

Yaşama arzusu, en iptidai varlıklarda dahi görülmektedir. İnsan, zaman zaman hayatın reddine de karar kılsa, daha sonra yaşama isteğine tabi olacak ve işin aslı ki yaşamaktan kopamayacaktır. Zaruret olan hayat sahası, iradenin reddi ile mahvolsa da, aslında tekrar iradenin kabulü ile neticelendirilecektir.

İnsanın bütünlüğü, söz konusu mevcudiyet, öğrenim, yaşama arzusu, irade, karakter, tabiat gibi türlü hakîkatler ile denilebilir ki durmak her an ölmek, ilerlemek kural ve şartı daima saadete bağlayıcıdır.

KURT
27.04.2019

Felsefe Nedir?

Mar
06

Felsefe, hayat ve bütün hususlarda yorumlamaya tâbi düşünceler silsilesidir. Sağlıklı düşüncede felsefe, insanı kâinat ve hakkındaki her şey ile buluşturur. Bütün konu ve ahvalde felsefe yapılabileceği gibi, en esaslı konularda yaratılan büyük düşünce ve mantıkî fikirler felsefeyi oluşturur. Felsefe dersleri, methodlar uyarınca yanlış olur ise, öğrencilerin onu tahsili imkânsızdır. Daha çok dil olan felsefeye giriş, lisânın tam manasıyla mükemmel esnek ve tarzda kullanımına zarurettir. Bundan ötürü, dilde mükemmeliyetçiğe mecbur felsefe dersleri, evvelâ lisan becerisi öğretmenlerin en mühim mesleği olmalıdır.

Felsefe Türkiye’de niçin itibar edilmiyor? Zîra, onu yaratan sağlıklı fikriyat, insanlarda bulunmuyor. İnsanlar, düşünce yolıyle ulaşabilecekleri cevheri tanırlar ise, psikolojik mes’elelerde yanlışa meyleden düşünce rahatsızlığından mahrum, en derin edâ ile her an teşkil olan bu yüceliği sevecekler ve tamamen bağlanacaklardır.

Felsefe, meselâ hayatın en ufak unsuru veyâ beşeriyetin en mühim konusu olabilir. Felsefe kitapları ayırt edilmek olarak her şeyde farklı yorumlarda bulunabilir. Felsefî filozoflar için ayrı ayrı noktalarda tesbitler yapılabilir. En esas olan, herkes için bambaşka yüce düşünce mesleği olan felsefe, kişiyi tecrübe, feraset, azamet ve basiret olarak büyütebileceğidir.

İnsanların düşünebilme kabiliyetinin var olması demek, en önce tecrube, lisan, malumat ve terkibi maneviyat ile beraber olmasıdır. Felsefe bu dört esas maddede gerçekleşir. Maneviyatı olmayan insan serbestçe düşünemez, lisandan mahrum kişi kâfi derece yorumlayamaz, malumatı bulunmayan şahıs ise felsefî beceriye sahip olamaz.

KURT

Hayatın Değeri

Şub
25

İnsan hayatına yön veren cevher psikolojidir. Ruh halleri, moral ve maneviyat itibarı ile insanı hayatî hareket, bir konuya sevk eden mühim esaslardandır. İnsan aslen mecbur ve zaruretten yaşıyor gibi görünse de, hayatın en ufak kaybında onu tutmak için sarf edeceği çaba ve gayret olağanüstü olacaktır. İnsan moralini daima aynı seviyede tutmak mümkün olmasa da, hayat şevk ve isteğini yitirmeyen kişi, iradi olarak sarsılmayacaktır. İrade demek olan hayat, insanı hareket etmeye zorluyor. Hareket etmek için bulunan tanrısal durum, insandan hiçbir şart ve şeraitte kopmayacak kadar şiddetlidir. Bir şey yapmak ve bu bağlamda müspet netice almak insandaki moral kaynağıdır. Şayet hiçbir şey ve hiçbir şekilde harekette bulunmamaya adanmış insan ise, maneviyat ve isteksiz kalarak intiharı dileyecek kadar acizdir. Hayatın kıymeti, başarı ve mühim karakter esasları gibi, dünya ve bütün cemiyetlerine bir şeyler katmak, önemli yerlerde imza bulundurmak, bu yol, suret ile dünyayı kucaklamaktır. İnsanı hayattan alıkoyan kötülükler, büyük irade vasıtasıyla aşılabileceği gibi, yalnızca ondaki seçenek, tercih hareketi “ben buradayım” edası ile haykırmalıdır.

KURT

Hudutsuz Aksiyon

May
06

İnsanlar daima ilkin en zor olandan başlamalıdır şeklinde bir teori öne sürdüğümde, çünkü böylelikle kolay olanı da kavramış oluruz, derdim. İnsan aslen hiçbir koşulda hudut tanımayan, ulvi niteliğe sahip olan bir varlıktır. Böyle olduğu için insan, ruhunda barınan irade yoluyla her şeye uzanabilir manasını taşır. İradenin ulaşamadığı yerlerde başlayan ızdıraplar çektikçe insanda olan iç dava daha da kıvılcımlaşarak onu artık hudutsuz kılmaya başlar. İnsan ve insan iradesinde hiçbir sınır olmadığı halde ona devamlı olarak acizlik tanısı koyanları anlamak güçtür. Şöyle izah edelim, insan, ancak aksiyonsuzken acizdir. İnsanla ezelinden beri bütünleşmiş olan aksiyon, insandan hiçbir şekilde koparılamaz. Aksiyonun mahrumiyeti durumunda olan insan derhal ölecek ya da ölmek için dilenecektir. Acizlik diye yalnızca buna denebilir. Yaşamsal neşvedeki maneviyatı sonsuz merhalede tatmış olan her insan hareket ve başarı alanında sınırsızlaşmış olduğunu hissetmektedir. Bunun için insandaki yüksek moral ihtiyacı, bu bağlamda da onu doyurmak zorunludur. Sınırsız insan kavramındaki süper varlık, bir bakıma manevi çevresinin de sınırsız olmasıyla beraber ortaya çıkmaktadır sanıyorum. Pınarı ızdırap olan mutluluk ve sarsılmaz güçlü moral olmadıkça insanın yaşam sahasında yükselmesi zorlaşır.

Düşüncede sınırsızlık, düşüncenin sınırsız olarak attığı adımlarla gerçekleşir. Bu da fikri, zihni ve ilmi bir aksiyondur. Doğru noktalardan başlayan düşünceler, daha sonra adeta şahikaya yükselecektir. Toplum, topluluklar arasındaki popüler düşünceler yerine her insanın kafasında yer etmemiş, var olmayan, oldukça zor şeyler üzerinde düşünmek kişiyi ilkin aydınlatacak, nihayetinde onu yüksek basirete ulaştıracak ve herkesten ayrı kılacaktır. Herkesin sahip olduğu düşünceler taşımak, dünyayı da herkesin gördüğü gibi görmekten başka bir şey değildir. Hudutsuz insan şekline göre kişi, herkesten başka üslupta, yepyeni bir anlayışta olmalıdır. Yeni şeyler söyler, konuşur ve uygular. Bir söz ya da fikri tekrar etmek onun mesleği değildir.

Dünya, yaşamı anlamanın güç olduğu gibi, insanı tamamiyle kavramak ve tanımak da aynı şekilde büyük bir zorluk taşır. Zihnimizde Tanrının düşüncelerine ulaşamadığımız gibi, tıpkı içinde bir Tanrı olan insanın iç dünyasına da kolay kolay giremiyoruz. İnsan, esrarlı derununda ayrıca bir dünyada yaşıyor. Bunun içindir ki insanı her şeyden güçlü kılan o yegane unsuru bulmak zor iştir. İçeride yalnızca bize özgü olan dünya, dışarıda herkesle birleştiğimiz bir hareket dünyası vardır. İçimizdeki hareketi ortaya koyan şey olmadığında, dışarıda da hareket edemiyoruz. İnsan her şeyiyle birlikte aksiyonda bulunmak için düşünür. Aksiyon kuşkuusz onu en ileriye taşıyarak süper insan mertebesine kadar yükseltecektir.

İnsanın felsefesi yalnız güçtür. Tabiatında güç olan insanın, rekabet alanında güçsüz kalması utanç vericidir. Bedensel ve ruhsal güç olmadığında insan için yaşamın sürmeyeceği gibi, zarar verilmiş olan kişilik ve hayati değerlerin yokluğunda da yaşam devam etmeyecektir.

İnsanın yaradılışında süper varlık ünvan ve niteliği vardır. Fakat bu niteliğe kavuşmak için düşünmek, bu bağlamda da hareket etmek gerekiyor. Hareket etmeyen insan bütün mahiyetini yitirecektir. Bugün önemli bilim, sanat insanları hareket ettikleri için yüksek ün ve mevki bulmuşlardır. En kısa tanımıyla duran insan yeniliyor ve birçok ruh ve bedensel hastalıklara maruz kalarak tahrip ve en sonunda mahvoluyor. Süper insan olarak tanımladığımız kişiler, hayat doludur. Çünkü onlar aksiyon ve hareket etmekten sakınmıyorlar. İnsanın hayata dair ilk adımı, kesintisiz ve daimi adımlar olmalıdır.

İnsana acizdir diyen kimselerin tek isteği şey onu aciz kılmaktır. Yalnızca bu tür kimseler aciz, güçsüz, hareketsizdirler. İnsanın içindeki dünya, işte onun sonsuz kudretidir.

KURT

Zaman ve İnsan

May
06

Öncelikle kişisel fikrime dayanarak gelecek temelde olmayan ve direkt olarak insanların meydana getirdiği bir şeydir demek istiyorum. Böyle olduğundan ötürü de o, şimdi dahilinde olan insan için düşünülemez. Her insan geleceğini kendi beden aksiyonlarıyla belirliyor. Bundan anlaşıldığı kadarıyla da geleceğimizi bizler aksiyon yaptıkça kuruyor, oluşturuyor ve her geçen saniye ardından bir sonraki dakikaya ulaşmak için çabalıyoruz. Geçmişimiz, geleceğimize bütünüyle etki ediyor. Bu bakımdan geçmişte yaptığımız eylem, yaşadıklarımız bizleri gelecekteki duruma ve yine bir sonraki duruma ulaştırıyor. Masamız üzerinde duran bir bardağı kaldırıp başka bir yere götürmek gibi olan geçmişin gelecekteki olan tesiri, geçmiş ve gelecek bütünüdür. Zamanı oluşturan en kuvvetli unsur ya da başlı başına şey aksiyondur. Dünya üzerindeki aksiyon tamamen durduğunda zaman yok olacak ve artık sonlanacaktır. Bununla ilintili olarak aksiyon ve zaman kuşkusuz aynıdır, birbirlerine aynılık sunarlar. Aksiyonsuz insan için zaman, onun aleyhine işler. Çünkü hareket etmeyen kişi aksine dışarıdaki herkes aksiyon halindedir. Zamanın önemine tümüyle itaat etmek, onu iyi kullanmanın sırlarını bizlere açar.

Her anı sürekli olarak geçmişte kalır ve birkaç saat geleceğe uzanıp tekraren geçmişe gider. Geleceğin geçmişe, geçmişinse geleceği olan evrimi ilginçtir. Ancak gelecek, geçmişin esiri değildir. Çünkü gelecek, ancak bizleri bekleyecek ve kucaklayacak olan zaman türüdür. İnsanın zamanla olan mücadesi, değişmeyen tek gerçektir. Anılar zamana mağlup olduklarında kötü olur ve hafızalarda yalnız kalırlar. Söz etmek isteğim, gelecek de bir çeşit geçmiş yapraklar gibidir. İki zaman kavramının da aslında aynı olmasıdır. İlginçtir ki insan hiçbir zaman bu iki kavramı yaşamıyor. Bu anlamda farklı olarak mutlak bir biçimde “şimdi” kavramına tabiyiz. İnsanlar yalnız “şimdi” olan zamanı yaşıyor.

Geleceğini düşünen insan, onu “şimdi”de olduğu zaman boyunca uygulamalıdır. Yoksa yalnız düşler ya da umutlarda kalan gelecek hiçbir şekilde gerçek olamaz. Geleceğimizden değil de, “şimdi” yaptıklarımızdan ürkmeli, korkmalıyız. Çünkü yalnızca “şimdi” bizlerin geleceğini tayin eden yaşamsal bir hakikattir.

Yaşamımıza anlam katmak adına zamanla birlikte uyum göstermeliyiz. Bedenimiz her saniye işleyerek bizleri zaman ve yaşamda tutuyor. Yaşam gibi zamanı da reddedemiyoruz. Kısaca zaman, insanı eyleme sürükleyen şeydir.

Yalnız bir ya da birkaç zamanımızı dolu geçirmek, bir sonrakini ister istemez boş bırakmak ve yaşamaktır. Zaman uyumu, zamanın normal seyrinin izlenilmesiyle beraber geleceğimizi işte gerçekten oluşturmaktır. Zamanın insana anlatmak isteği müzik, yaşamak ve bu bağlamda yapmaktır.

Zaman ve zaman kavramını kısaca farklı şekilde tanımlayalım. Ne gelecek ne de geçmiş vardır. Oysa yalnız yaşam sürdüğümüz an olan “şimdi” vardır. İnsan aksiyon yaptıkça zamanı oluşturur. Zaman, aksiyonun bir bütünüdür. Dünya da aksiyon yaparak zamanı oluşturuyor.
İnsan aksiyondan kaçamadığı gibi zamanı da ortadan kaldıramaz. Zaman, insan için kah lehinde kah da aleyhindedir. Böyle olduğu için zamanı tanımak onu yalnız bilmektir. Zaman, yaşam sunar. Yaşam, zaman içinde yürür. Hatıralar geçmişte kalarak insan için artık kötüdür. Hatıralar, yeni hatıralar hep sürekli olur. Böylelikle geleceğin geçmişe evirimi ortaya çıkar. Zaman, şimdidir.

KURT

Lao Tzu

May
06

Lao Tzu’nun Tao Te Ching orijinal karakter, metinlerinin, farklı bir lisana tercümesinin imkanı yoktur. Zira eski Çince esaslıdır ve tercümesi halinde aynı bilgi ve ifadelerden tamamiyle uzak kalmaktadır. Yalnızca çeşitli millet ve dillerde yoruma tercüme edilebilir ki, Lao-Tzu felsefesi de direkt yorumlama ile alakalıdır. Orijinal eski Çince ile Tao metinleri, orijinal dilde dahi anlaşılması güçtür ve her türde düşünsel yorumlamaya açıktır. Biz aşağıda Tao cereyanı hakkında felsefi yorum yapmaya çalışacağız.

Tao(Yol)-Te(Erdem-Fazilet), Ching(Kitap-Eski kitap) anlamına gelir. Böylece Erdemin Yolu, Yol’un Kitabı şeklinde birçok anlam ifade etmektedir ve yeni yeni anlamlar vermeye açıktır.

Tao, hiçbir zaman tatmin olmayacak insan iradesinin bütün kötülüklere mahal, sebep vermeye açık olduğunu ve ne kadar iradenin kulu olunduğunda, insanın kötü iradesi tarafından hapsolunacağını anlatmaktadır. Tao, hareketsizlik-hiçbir gibi(wu-wei) akımı yaratmıştır. Hayatın hiçbir eylem ve hareketine dahil olmayan insan şeklini izah ediyor. Zira, insan ne kadar hayat aktivitelerine dahil olursa olsun, daima üzüntü, keder ve ıstırap tarafından girdaba düşebileceğini göstermeye çalışmaktadır. (Tenkidini aşağıda yapacağız)

Pekala, Tao Te Ching kitabı-metni ne demek istiyor?

Tao kelimesi aslında “doğru-yol”,”yoldan sapmamak”,”yol’un takibi” ve “yol”: Geleceği gören, geleceği görüp buna bağlı yaşayan” anlamına gelir. Tao için her şey geçmiş zamandır. Gelecek de geçmiş zaman olacağından, te-fazilet akımı şunu dile getiriyor: İnsan, ufak ihtiyaçları hariç hiçbir hayati kötü olaylara dahil olmadan yaşamalıdır. Hayatın kötülüklerinden ve insan iradesinin ağır neticelerinden korunmaktır.

Yol(Tao): Bütün kötü enerjiden, olumsuz moral ve insanlardan, kötü düşünce ve fikirlerden uzak olan, iradesini kontrol alına alarak zihni ve hareketlerini bir bütün çerçevede Yol’u takip etmektir.

Tenkidi:
Tao, irade koşullarını reddediyor. Bu, insanın hayata bağlı olmasını sağlayan iradenin tamamen reddi anlamına gelmez. “Tao, bazı ve bir bölüm irade koşullarını reddiyor.” İnsan bütünüyle hareket ve eylemsiz kalamaz. Zira evren içinde bulunan evrensel varlıklar, harekete mecburdurlar. Nasıl ki Tao Te Ching için herkesin yorumu başka ise, tatbik için de herkesin uygulama hali farklı olacaktır. Tao,(YOL) insanın ve insanı hayatın içinde bulunduran irade organlarının kontrol altına alınıp, insanın nihayetinde ıstıraba uğratacak neticelerden korunmasının lüzumunu anlamaktadır. Buna göre “YOL” izafidir, herkesin “YOL” için başka başka yorumları olacaktır. Tao, yol’u metinleri ve eski Çince karakterleri ile yorum izahı, sabit değildir, herkes için değişik anlamlar sunmaktadır. Fakat TAO, geleceği görmek, geleceği önceden bilip yaşamak için “te” fikrini ortaya koymuştur. Bu itibarla ben, yorum:“Yol ve Fazilet” diyeceğim.

Tao, Konfüçyüs cereyanı aksine insanın iç dünyasına yönelmiştir. İnsan hayatının, yaşamsal faaliyetlerden çok, zihinsel ve içsel aktivitelerini esas almıştır. Buna göre insanın içerideki iç dünyası, ileri seviyede cevherdir ve dış sağlıktan çok, deruni sağlığın korunması taraftarıdır. Tao, deruni insan profili ortaya koymaktadır.

Tao’nun bir din olduğunu, zaman zaman ise yalnızca düşünce temelli bir akım olduğunu savunanlar vardır. Din, dini olarak Tao, başlangıcından sonraki tarihlerde Budizm dinine yakınlaşmaya başlamıştır. Fikir ve cereyan esaslı Tao, bugün Neo-Taoism olarak da varlığını sürdürmektedir.

Netice olarak, Dini Tao şeklinde, dünyevi hayatı reddetmektedir. Bilinen eski Tao ise, genel yorumlar ile, bütün hayat iradesini reddetmektedir.

(Tenkidi):

Bütün insan organları her an yaşama iradesi için çalışıyor. Bu durumda hayatın tam reddi mümkün olamaz. Dünyevi hayatın reddi, istek-arzulardan insanın kopması, “sade” ve “yalın”, insan şekli ortaya koymasıdır. Fakat bu halde, insanın iç sağlığı müdafaa edilse de, hayat için gereken sağlığını koruyamacaktır.

Tao fikriyatı neden önemli?

Modern dünya ve çağda, özellikle dikkati çeken Tao, insanın farklı dünya arayışlarına uymaktadır. Tao, en gizemli fikriyat ve ideoloji sistem olarak, hatta batılı okuyucuların da dikkatini çekmeyi başarıyor.

Tao Te Ching, farklı dillerde yorum kitapları, özellikle kendini arayan, içsel dünyası yoğunlukta olan kişileri kendisine çekmektedir.

KURT

Kong Zi

May
06

Konfüçyüs (Kong Zi) birey ve birey menfaatlarını değil, en önce toplumu ve toplum nizam ve ruhunu esaslandırmıştır. Şayet bireyler kendi başlarına kötülük addeden fikir ve inançlara yönelir ise, birey daha sonra bütün toplum olacaktır. Sözleri yalnızca söz değil, hayati ve kritik şekilde söylenmiştir. Zira tek sözünde çok anlam olduğu gibi, çok anlamın içinde bir mana ile yorumlanabilir. Bireyi önce tutmamasının sebebi, birey hareket ve yaşantısını toplum belirlemektedir. Şayet birey kendi başına elde etse de, daha sonra birey topluma tabi olup, toplumu bozma halleri ortaya çıkabilir. Konfüçyüs felsefesi toplum ve millet nizamıdır. Buna ilave olarak ahlaki buhran ve ahlaksal hataların herhangi birinde toplumun buna Türkçe deyimi ile Ahlak İsyanı olarak cevap vermesini aşılar. Konfüçyüs için önemli olan unsurlardan biri de Toplum Ahlakıdır. Bunu milli ahlak takip etmektedir. Konfüçyüs için ahlak nedir? Öncelikle ahlak insanı, saygın millet ve gayet sağlam karakterli toplum ister. Bunu yaratmak için Konfüçyüs sözlerine göz attığımızda –bunun adına çalışan insanlar, milletler ve toplumlar yaratmak- felsefesi görülür.

Konfüçyüs düşüncelerinin aksi toplumlarda, mesela okul nispetinde, dersler ve öğretilerden uzaklaşmış, kopmuş çocuklar görülür. Bu çocuklar daha sonra bütün toplum olma durumuna sahiplerdir.

Çin’in binlerce yıllık bilgi alanında olan Konfüçyüs, öğretisinde nizam ve aslında direkt “vatan” demiştir.

Felsefesine daha çok indiğimizde, köklü ve sadece içsel kalan şeylerin aslında hezeyan haline gelebileceğini, böylece insan karakterinde derin hareket yaraları oluşturacağından dolaylı dem vurmuştur. Bunun için her zaman tercih için içerideki değil, dışarıdaki aktif dünyayı kastetmiştir.

Konfüçyüs’ün bir tarafı da dünya barış ve sevgisidir. Bunun adına bireyin, oluştuğu bireyler ve daha sonra üst bireyleri ve toplumu ile barışık hale gelmesini telkin etmektedir.

Son olarak da Konfüçyüs felsefesinin diğer hatlarına gelir isek, der ki; insanın kendisine olan saygı ve dünyaya olan sevgisidir.

KURT