DR. MASAKI KAKU

Carl Sagan

Carl Sagan mı bilimin cocuğudur, bilim mi Carl Sagan’ın meyvasıdır. En başta bu bile etüt konusu olabilir.

İnsan ruhunun derinliklerine kadar sızan bir ifade tarzı vardı. Saygın bir cemiyetin eseri olan bu adam, bilim alemine büyük ve değerli eserler takdim etti. Karakter olarak büyük bir kimsedir. Sagan çok yönlü bir kişilikti; bir filozof olmasıyla bile iltifata şayandır. Sözlerinde ve seçkin ifadelerinde edebi bir hava vardı. İnsan ufkunu ileriye taşımaya yönelik çabaları ve kendi lisanıyla insan yüreklerini canlandırdı. Mesleğine karşı asla yok edilemez inancı, sıradan nutuklar irade etmek veya kariyerinde değer verdiği üstün bilgiler ile dinleyicilerini tatminsiz bırakmak değil, şekillendirdiği en nadir ve fazlasıyla ileri düzeydeki ilmi keşifleri insan beynine ikram etmekti; bu yönde kendisi kadar değerli düşünürler ile beraber olmuştur.

Kıyafetinde ve çehresindeki zarafet dahi rutin hayatın içerisinde ızdırap çeken insanlar için görsel bir teselli olmuştur. En azından onu seyredenler için manevî bir telkin mevzu bahistir.

O insanı insan yapan hamuru bulmuştur: BİLMEK!

Bilimi sevmeyenler, yaşamayanlardır… İçsel kuvvetiyle düşünce yürütmeyi sevgili yapmaya ihtiyacı olanlardır.

En insanî sezgi öğelerini çalıştıran biri anlar ki, o tabiatı ve karakteri ne büyük azametlidir.

Bilime nice fikirsel gayretlerle, gün-be-gün kattığı şeyler ebedî olup, her an hatırlanacaktır. Yalnız kaliteden mürekkep bir bilim anlayışının O’nda var olduğu bilindiği müddetçe insan hafızasını okşayacaktır. Doğuştan direkt kazandığı o eşsiz hitabet marifeti insanların ruhuna tesir ediyor. Azıcık uyanık kimseler bu kabiliyetten mest olur. 80’lerde verdiği TV eserlerini her gün seyretmek kabil olsa idi zevk duyardım. Yapıtları, belgeselleri halen müdaleye muhtaç değilse gerisini biz düşünelim. Yaptığı, bütünüyle bir bilime karşı bir fedakârlık idi. Çoğu kez insanları bilime doğru çekmeyi başarmış ve sevdirmiştir. Lakin yaptığı fedakârlık bazı insanlarca kabul görmedi. Bundan başkaları istifade etmiş oldu gibi. Neticeten bunları o yaptı, o söyledi değil mi? Bilim ufkumuzu kendi o müstesna belegatıyla kat kat genişletti. Bilim anlatırken adeta san’at yapıyordu.

Türkçe’ye tercüme edilen kitapları maalesef yetersiz mütercimlerin elinde ziyan olmuştur. Bir def’a ahenkli olmayışı, -sal -sel eklerinin tekrar tekrar kullanılışı, bütün bir ifade tarzına değil, yalnızca kelimelerin nakliyle alâkadar olmarı aslen onu da beceremeyip mahv eden böylece hiçbir şey anlatamayan kitaplar vücuda getirmişlerdir.

KURT